mekân hakkında etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mekân hakkında etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Haziran 2010 Çarşamba

"Mekan, öyle düz ayak bir yerde değil. Bir apartmanın en üst katı. Üstelik basamakları da bir garip. Her basamakta sanki ömrünüzden iki ay gidiyor. Ve bence, buranın müdavimleri, 'müdavim' sıfatını fazlasıyla hak ediyor. Öyle her gelip geçenin şöyle bir uğradığı yer değil Mekan. Yürek istiyor. Ve yine bence, buraya gelen gençler zaten 'yürekli'!"


mekan kıraatevi, geçtiğimiz günlerde yeni şafak'taydı... ümmühan atak, mekan'ı ziyareti neticesinde edindiği izlenimleri yeni şafak okurlarıyla paylaştığı yazısıyla mekan'ı bilmeyenlere de bildirmiş ayrıca.. mekan'ın müdavim profili, menüsü, yeri ve konumundan bahsedilen yazıya şuradan ulaşabilirsiniz.

ümmühan atak'a mekan'ı anlattığı yazısından dolayı teşekkür ediyoruz.

17 Eylül 2008 Çarşamba

mekân'dan haberler

yaklaşık 4 aydır ara vermişiz mekân notlarına. bu süre içerisinde mekân'da değişen pek birşey olmadı aslında. ve aslında bu "değişiksizliğin" neticesi de sayılabilir bloga girdiğinizde aylardır aynı sayfanın görüntüleniyor olması.. mekân'ı ve blogu eşzamanlı olarak takip edenler elbette mekân'ın hâlâ sevgili mekân sakinlerine hizmet vermekte olduğunu biliyorlar. ancak uzaktan takipçiler için de, hayatta olduğumuzu bildirmekte fayda var.

malum ramazan ayına girdik ve hatta yarıladık. ramazana özgü ufak bir değişiklik: ay boyunca mekân kapılarını öğlen 12'den sonra/itibaren açıyor. tabii iftarı mekân'ın püfür püfür terasında yapmak isteyenleri ihmal etmiyor ve sizlere ev yemekleriyle iftar imkanı sunuyor.

geçmişe yönelik olarak hayri kırbaşoğlu ve atasoy müftüoğlu gibi iki değerli ismin mekân'a misafir olduğunu söylemeden geçemeyeceğiz. belli bir program dahilinde olmayan bu ziyaretler tabii ki hazırda bulunan mekân sakinlerine ufak sohbetler olarak yansımıştır.

sohbet demişken, geçmişte çarşamba söyleşileri olarak adlandırdığımız söyleşi günlerinin yakında kaldığı yerden devam edeceğinin müjdesini de merakla bekleyen dostlarımıza verelim. program yakında açıklanacaktır.

2 Nisan 2008 Çarşamba

sakinlerinin kaleminden "mekân"

mekân'dan detaylar III
2 alttaki yazıya gönderdiği uyarı-dikkat çekme niteliğindeki commentıyla genç dergisi'ndeki Popüler Kültür: Yıkılsın Kıraathaneler Açılsın Kitap Kafeler başlıklı sami yaylalı yazısına dikkatimizi çeken muhtemel mekân sakini arkadaşımıza teşekkür ederiz. bu durumda elbette az önceki linkten sizler yazının tamamını okuyabilecekken bizler de burada "mekân"dan bahseden kısmı alıntılayacağız.

Ankara’da kitapkafe denilince ilk akla gelen yer Mekan. Sahipleri kıraatevi dese de biz bunu bir tevazu olarak görüyoruz. Kendisine kıraatevi diyen yerler ile burayı karşılaştırmak ne mümkün.
Mekân bize kapılarını “Cennet mekanınız olsun.” diyerek açıyor. Biz de buraya besmeleyle giren ilk insan olmadığımızı fark etmenin huzuru ve güveniyle içeri giriyoruz. Gözümüze çarpan ilk şey: Dergilik. Dergilere bakınca Genç’i de orada görmek gurur verici (ama çoğu zaman Genç’i göremezsiniz, beğenenler evlerine götürüyor galiba ;) Sonra dergiliğin karşısında kitaplık var. Kemal Tahir’den Sezai Karakoç’a Necip Fazıl’dan Orhan Pamuk’a kadar her türlü yazarın kitabına ulaşabilirsiniz. Kitaplığın önündeki masalardan birine oturup salebinizi içerek kitabınızı okuyabilirsiniz. Denedim yazılar hep tarçın tadındaydı.
Mekân’da sadece kitaplık yok tabiî ki. Hava karardığında dev bir kurbağa siluetinin belirdiği camın önündeki saz ve gitarı diğer insanlara rahatsızlık vermeyecek şekilde çalabiliyorsunuz. :)
Mekân’da Çarşamba akşamları söyleşiler düzenleniyor. Hakan Albayrak, Sadık Yalsızuçanlar, Ayhan Bilgen, Şaban Abak ve daha birçok yazar, düşünür, şair “semaya bakarak” aşındırdı Mekan’a çıkan o zorlu merdivenleri. Cemaat.com Ankara’daki toplaşmalarını genelde Mekân’da düzenliyor. Hakan Arslanbenzer Cuma akşamları şiir toplantıları yapıyormuş.
Mekân sıcak günlerde şüphesiz daha bir güzel. Terasta Ankara manzaralı çay ve kitap keyfi kolay bulabileceğiniz bir şey değil doğrusu. Mekân’da bir şey yemek isterseniz o da var. Gül böreği benim favorimdir. Satranç gibi vaktinizi çalsa da aklınıza katkıda bulunacak oyunlar da mevcut Mekan’da. Ve böyle güzelliklerine özelliklerine hayran kala kala çıkıyoruz Mekân’dan.


mekân'a sarfettiği övgü dolu sözlerden ve kurduğu samimi cümlelerden ötürü sami yaylalı'ya da teşekkürlerimizi gönderiyoruz. bu vesile ile hazır yeri gelmişken bir teşekkür daha, kişisel web sayfasında mekân'ın tanıtımına katkıda bulunan link paylaşımından dolayı olsun.

oldu olacak internet ortamında çeşitli şekillerde mekân'ı zikreden, duyulmasına, bilinmesine, görülmesine vesile olan yerlere de bir selam-kelam olsun:

bir arkadaşımız da bilgi sözlük'te geriyedönüpzaferişaretiyapmaklazım müstearıyla bahsediyor mek'andan -şu şekilde:

ankara da yüksel caddesi inkılap sokakta hali hazır da acık bulunan kafe,sahiplerinin deyişiyle kıraat evi.bir apartmanın teras katında bulunuyor.pek cok basamak tırmandıktan sonra menzile ulasılıyor ancak sahipleri o kadar düsünceli ki,son kata geldiginizde tırmanılan basamakların hemen yanında bulunan duvara ’’ha gayret,az kaldı,basarabilirsiniz,mekan bir kat yukarda’’yazılı not ile müdavimlerini motive ediyor.acılıs maksadının ticaret ve dolayısıyla para olmadıgını iceri girdiginiz andan itibaren dakika dakika daha da farkediyorsunuz.sadece isim yazdırmak ve geri getirecegeniz tarihi belirtmek suretiyle kütüphanelerinden kitap alabiliyor,beş kurusunuz dahi olmadıgında,sonra ödemek üzere yaz tahtaya al haftaya yapabiliyorsunuz *.*.bir masa da oturup bir basınıza pineklerken bir sonraki gidisinizde kendinizi samimi insanların tam da ortasında tadından yenmez bir muhabbetin icinde bulabilirsiniz.cayınızı icin, şükran ablanın elleriyle yaptıgı elmalı turtasını yiyin,yemezseniz ayıp olur,yazık olur,tüh olur,vah olur *.kütüphanesini darma duman edin,hic öyle kitap alacak param yok muhabbetine girmeyin hatta hic birimiz girmeyelim.girmeyelim ki anlayalım hayatta her seyin sadece para olmadıgını,hala birilerinin insan gibi insan oldugu gercegini,herkes bilmese de ,o gercekten insan olma halinin nasıl da kıymetli bir sey oldugunu...girmeyelim ki anlayalım,samimiyetin nasıl güzel sonuclar ortaya cıkardıgını...girmeyelim ki anlayalım allahın sonsuz kudretiyle ne orjinal kullar yarattıgını...sonra o orjinal kullarınının ilan panosuna ’’kitapları okuyun diye koyduk,alıp okusanıza kardesim’’ yazısını,wc’lere ’’kendi rahatlıgınız icin kapıyı kilitleyiniz,tuvaletin rahatlıgı icin peçeteleri çöpe atınız,umumun rahatlıgı icin temizlige dikkat ediniz,cıkarken ışıgı kapatınız...’’ yazısını...vs.
hamiş:sigara icmemek yasak burada.ya icersiniz ya icersiniz ya icersiniz ya da icersiniz ya da pasif icici olursunuz.öyle işte


göklemez namlı bir başka sakinimizin ekşi sözlük'te kayda geçirdiği "yüksel caddesi inkılap sokak'ta bulunan, ankara'nın kanaatimce en ferah ve meskun mahali. ikinci evim mesabesinde" cümlesinin hemen ardından ise efb rumuzlu bir mekanzedenin; "yüksel caddesi, inkılap sokak'ta sigara dumanından kitapların seçilemediği bir kıraatevi." diyerek mekân'a dair düşüncelerini veya izlenimlerini ortaya koyduğunu görüyoruz.

ayrıca cemaat.com'da toplaşmalar vesilesiyle , misakonline ve islamisite forumlarında tanıtmak ve duyurmak amacıyla mekân'dan zaman zaman bahsedildiğinin de altını çizmek lazım.

bizim rastladıklarımız, duyduklarımız bunlar.. duymadıklarımızı duyan, görmediklerimizi görenlerin mekan'a telefon, mail, comment yoluyla ya da şahsen başvurmalarını rica ediyor, sözlerimizi mekân sahibinin zor elde edilen beğenisini kazanma şerefine ermiş ve neredeyse mekân'la özdeşleşmiş bir şarkıyla sonlandırıyoruz:

boomp3.com



14 Şubat 2008 Perşembe

kutu


bu resimde gördüğünüz, ahşap boyama marifetiyle süslenmiş yeşil ahşap bir kutu. mekân'ın, gacıııırt diye açılarak içerideki tüm bakışların sanki suçluymuşsunuzcasına size yönelmesine sebep olan kapısından içeri girip de sola dönerseniz, sola dönmekle kalmayıp salona doğru ilerlerken bakışınızı yine solunuzda kalacak olan, duvardaki küçük rafa çevirirseniz belki ancak o zaman dikkatinizi çekebilecek olan bir dilek kutusu. mekân müşteri memnuniyetine, müşterisi mekânın hassasiyetlerine riayet ettiği müddetçe, dikkat etmekte sakınca görmeyen bir müessesedir. ve bunun en iyi niyetli göstergesi olarak da sizlerin hizmetine bu şikayet-istek vs kutusunu aylar öncesinde sunmuş bulunmaktadır. kutu üzerinde yapılan incelemeler şu ana kadar sadece 2 ayrı elden bildirim yapıldığını göstermiştir. bu durum müşterinin fazlasıyla memnun olduğuna ve genelde olduğu üzere, sırf bunu söylemek için eline kağıt kalem almayı gereksiz gördüğüne mi yorulmalıdır yoksa aksi de düşünülebilir mi? müşteri o kadar memnuniyetsizdir ki 'hangi birini yazayım'a kafa yormayı abesle iştigalle bir mi tutmaktadır?

kutu hala orada. belki birkaç eleştiriyle, birkaç öneriyle katkıda bulunabilirsiniz mekân'a...

7 Şubat 2008 Perşembe

mekân'da elektrik kesintisi


mekân'da bu hafta çarşamba söyleşisi gerçekleştirilemedi. buna apartmanda yapılan çalışmalar nedeniyle 16-23 saatleri arasında elektriklerin kesik olacağı bildirisi sebep oldu. elektrikler tam olarak 16'da kesilmese de söyleşinin olması gereken saatlerde gerçekten de mekân karanlıktı ve masalara koyulan mumlarla bu karanlık zorunlu ihtiyaçları giderecek kadar giderilmeye çalışıldı. tavla oynayanların pullarını ve zarlarını, satranç oynayanların atlarını ve piyonlarını, sigara içenlerin kül tablalarını, kitap okuyanların kelimelerini ve paragraflarını, çay içenlerin çay bardaklarını, sohbet edenlerin arkadaşlarının suratlarını görebilecekleri derecede yeterliydi ışık..
zaman zaman kimi ağızlardan keşke mekân'da mum ışıklarıyla daha sık oturulabilse şeklinde temenniler de duyulmadı değil.
velhasıl kelam, diyeceğimiz şu ki, çarşamba söyleşilerinin bu hafta olması gereken konuğu zehra özden sönmez -yeni bir aksilik ortaya çıkmadıkça- önümüzdeki çarşamba aynı yerde ve aynı saatte bizlerle birlikte olacak. bekleriz...

20 Ocak 2008 Pazar

mekân hakkında..

mekân boşken

mekân üzerine birkaç cümle daha kurmak gerek artık sanırım. hele de mekân'ın şimdiye kadarki lanse edilişinden, söz konusu yerin bir mahalle kahvesi misali sadece erkeklere açık ya da teoride öyle olmasa da pratikte erkek egemen ve bu haliyle de kadınların varlığını imkansız kılan bir duruşu olduğu izlenimine kapılınabileceği şüphesinin doğduğunu duyduktan sonra. mekân için böyle bir düşüncenin aslında ne kadar yersiz olduğunu yine en iyi mekan sakinleri bilir. çünkü onlar bilirler ki bu mekân'ın sahibi yusufsa, ondan daha fazla emekçisi ve en az onun kadar sahibi, annesi şükran hanım'dır. menünün içeriğinde yer alan yiyecekler tamamen onun ellerinden çıkma olduğu gibi mekân'ın akla gelebilecek her türlü ihtiyacı da yine onun katkısı ile sağlanmaktadır. ayrıca mekân'a gelen her müşteriyle birebir iletişim kurma ve sıcak bir sohbet ortamı oluşturmadaki mahareti de göz ardı edilmemelidir.

mekân doluyken

bunun dışında mekân hakkında verilebilecek başka bir bilgi de sabah 9 sıralarında açtığı kapılarını gece 23.00e kadar hiç kapatmamasıdır. ancak 23 olduysa ve hala içerdeyseniz belki kibarca gitmeniz rica edilebilir.

mekân'da bir de kütüphane var tabii; kitapları sakinlerin katkısıyla artması beklenen ve isteyenin istediği kitabı ödünç almasını sağlayan.. kitapların yanında kimi süreli yayınları geçmiş sayılarıyla birlikte bulmanız ve okumanız mümkün.

eğer müzikle dinleyici olmanın dışında fiili olarak da ilgileniyorsanız, mesela söylemekten, çalmaktan hoşlanıyorsanız; iki bağlama ve bir gitar kullanıma hazır bir halde bi yerlerde duruyorlar her zaman.

oyunlar var bir de.. şimdilik tavla ve satranç seviyorsanız bu konuda hizmet alabilirsiniz. ama ilerleyen zamanlarda popüler kutu oyunlarından birkaç çeşit daha eklenmesi planlanıyor; tabu, scrabble vs. ha notebookunuz varsa oyun sizin elinizde zaten. internet koca bir oyun bir anlamda. kablosuz internet hizmeti de sunan mekân'da yok yok neredeyse.


son olarak mekân'ın bu akşamından söz etmek gerekirse; birara epey kalabalık olduğunu, dairenin dibindeki odanın kalabalık bir hanım grubu tarafından kapatıldığını, diğer bir odanın erkekler tarafından zaptedildiğini, salon olarak nitelenebilecek bölümlenmiş mekânın ise dolu masalarla göz kamaştırdığını söyleyebiliriz. masalardan birinde birara hakan albayrak, bekir fuat ve mehmet akif ak'ı gören bir arkadaşımızın makinesinin deklanşörüne basması sonucu yukarıdaki kare ortaya çıkmış; ardından hakan albayrak'a çarşamba söyleşileri için verdiği söz konusunda hatırlatma yapılmış ve en kısa zamanda bir çarşambaya konuk olmak konusunda söz tazelenmiştir.

13 Ocak 2008 Pazar

mekan kıraatevi yüksel caddesi inkılap sokak 26/teras'ta...